Burun Estetiği header image 2

Estetik Burun Ameliyatı: Rinoplasti



En sevdiğim, hayatımda anlamak, daha iyi yapabilmek için en çok emek verdiğim, en çok zaman harcadığım, hala rüyalarımda kendimi yaparken gördüğüm ameliyat. Benim mesleğimde genel kanı bu ameliyatın “en zor” ameliyat olduğudur. Buna doğrudur diyemiyorum ama en karmaşık, anlaması en zor ameliyat olduğu kesinlikle doğru.

Başlamadan: Önce bu konuda çok söylenen, neredeyse ezberlenmiş, bir türlü inanamadığım klişeleri ayıklayayım:

1.       Yüze yakışan burun yapmak, bence biraz fantezidir. Böyle net bir kriter olduğunu hiç zannetmiyorum, sizin yakıştırdığınızı başkası yakıştırmayacaktır, başkasınınkini siz. Güzel bir burun olabilir, boyutları yüze uygun, doğal vs… olabilir ama “bir yüze en çok yakışan” gibi bir sıfat bence biraz fazla iddialı, abartılı oluyor.

2.       “Biz sanatçıyız.” En azından ben değilim. Olsa olsa iyi bir teknisyen, iyi bir doktor, dürüst ve iyi bir insan, iyi bir bilim adamı olabilirim ama sanatçı değilim. Ameliyat yapmak dışarıdan heykeltıraşlığa benzetilebilir ama işin gerçeği tam tersidir,  bu iş tamamen teknik ayrıntılara boğulmuş, bilinmezlikleri olan bir iştir ve hiçbir doktorun da eğitiminde sanat yoktur.

3.       “Burun yüzün ortasında olup güzelliği en çok etkileyen vs………” Bu burun hayranlığı da asla gerçekçi değildir. Yüz güzelliğinde burun şekli çok çok gerilerden gelir. Burun sadece çok çirkin ya da çok aykırı olduğu zaman sorun yaratır ve benim yaptığım ameliyatlarda bu tür çok ciddi sorunlu burunlar %5’i geçmez. Burun sadece ve sadece çok çok çok çok, gerçekten çok çok doğal olduğu, ve bir anlamı, bir ruhu olduğu zaman yüze katkı yapar. Örneğin çocuksu bir sevimlilik, çok sıradan bir düzgünlük, sıra dışı bir kemik çıkıntı, biraz kalkık-geniş-ama hala çok doğal bir burun vs…  Sanılanın aksine burun kusurlarının da hiçbir önemi yoktur. Güzel bir burun hafif eğri, hafifi kemerli, biraz büyük vs… olabilir. Bu söylediğimi test etmek istiyorsanız bir moda dergisi alıp önünüze çıkan ilk 10 modelin burunlarına bakın, yaklaşık olarak 5 tanesinin kötü, 4 ünün vasat, birinin süper güzel olduğunu göreceksiniz. Aynı yüzlere tekrar bakın, düz elmacık kemiği kaç tane, küçük çene kaç tane gördünüz? Ben söyleyeyim: “sıfır”. Çünkü bunlar yüz güzellğinde olmazsa olmazlardır, küçük çeneniz varsa model olamazsınız, ama kemerli ve eğri bir burunla top model bile olabilirsiniz.

Benim Yaklaşımım:

Burun estetiği çok farklı şekillerde yapılabilen bir ameliyat. Bence bütün estetik ameliyatlar yemek yapmaya çok benziyor, herkes bu işi farklı şekillerde yapıyor ama kağıt üzerinde ortaya hep aynı isimde bir yemek, örneğin pilav çıkıyor. Tadına bakarsanız pilavlar arasında çok, ama çok fark olduğunu görebilirsiniz. Rinoplasti özellikle böyle bir ameliyat. Ben burada kendi yaptığımı anlatmaya çalışacağım, burada yazanların sadece inandıklarım ve yaptıklarım olduğunu, asla en doğruları bilmek gibi bir iddiam olmadığını samimiyetle ifade etmiş olayım.

Önce Plan: Nasıl Bir Burun Yapalım?

İşte en en en önemli soru bu. Burada bahsettiğim burnun boyu, genişliği vs… değil. Sadece neye benzeyecek, sorunlar nerde ve ben neleri düzelteceğim. Şimdi bana inanmak istemeyeceksiniz ama bu soruyu sormam ve cevaplamam bir hastamı gördüğüm ilk 1 dakika içerisinde bitmiş oluyor. Görüşme genellikle bir 29 dakika daha devam ediyor ama bu 29 dakika benim için anlatmam gereken şeyleri anlattığım, soruları cevapladığım, belli hazırlıkları tamamladığım ve ayrıntıları konuştuğum, ilk 1 dakikadan çok farklı bir zaman dilimi.

İnsanlar yüz germe, ya da meme dikleştirme ameliyatı olmak için geldiklerinde hep elleriyle yüzlerini (ya da göğüslerini) gerip, yukarı kaldırıp bir şekil verirler ve “işte böyle istiyorum” derler. Bu galiba içgüdüsel bir hareket. Ama burun hastalarım bunu çok nadiren yapıyorlar. Muhtemelen burun kemiğine elle şekil vermek imkansız geliyor. Halbuki burun sırtındaki sert kemik çıkıntı dışında bu çok anlamlı bir deneme oluyor ve ben bunu hem aklımdan hem de elimle hep yapıyorum.  Özelikle ameliyat sırasında elimle devamlı bu şekli tekrar ediyorum ve ne yaparsam ne olacak görmek istiyorum.

Siz de deneyin: Aynanın karşısına geçin, hatta varsa yan kanatları da olan bir aynanın önüne oturun ve kendinizi hem önden hem yandan görecek şekilde ayarlayın.

Burun ucunuza bakın. Bu satırları okuduğunuza göre muhtemelen geniş ve ucunu şekilsiz buluyorsunuz. Benim için en önemli soru, burun ucu burası diyebileceğim tek bir nokta olup olmadığı. Siz de var mı?

  • Varsa nerde? Burun ucunuzun en tepe noktasında, işte burada olmalı dediğiniz yerde ise çok iyi. Ama muhtemelen daha aşağıdadır. Yine de bir nokta olması iyi haber. Yapılması gereken bu noktayı doğru yere almak. Ameliyatın gerisi “teferruatlar” dan ibaret. Daha büyük, daha küçük, kalkık, düşük, geniş vs… seçim hakkı size ait. Ama o nokta mutlaka doğru yerde olmalı.

  • Burun ucunuzda böyle bir nokta yoksa, burun ucunuz yandan bakınca yuvarlak bir şekilde gözüküyor demektir. Çözüm bu sefer bu noktayı oluşturmak, ama doğru yerde oluşturmak olacak. Yine gerisi son 29 dakika konuşacağımız ve sizin her şeyden önemli olduğunu düşüneceğiniz ayrıntılar.

Peki bu kutsal burun ucu noktası nerde olmalı? Bu sorunun burada yazabileceğim bir cevabı yok, ama size garanti edebilirim ki siz de bu noktanın nerde olması gerektiğini en az benim kadar biliyorsunuz. Aynaya bakmaya devam edin ve elinizle burun ucunuza ideal olduğunu düşündüğünüz şekli verin. Solak değilseniz muhtemelen sol elinizin parmaklarıyla burun ucunuzun en şiş yerine basarken sağ elinizle de ucunu havaya kaldırıyorsunuz. Dikkat edin yeni bir “tip point” yani burun ucu noktası ortaya çıkardınız. İşte buldunuz, bu kadar basit.

Burnun geri kalanı nasıl olmalı?

Bu büyük oranda sizin karar verebileceğiniz bir şey. Burun yapınızın size izin vereceği sınırlar içerisinde daha büyük, daha küçük, daha uzun, daha dar, geniş, kalkık, vs…. bir burun tarif edebilirsiniz. Ama değiştiremeyeceğiniz ve değiştirmemeniz gereken nokta burun ucunuz olacak.

Bilgisayarda bu şekil alternatiflerini görmek çok kolay, özellikle tam yan resimlerde burun sırtı biraz kaldırılır, biraz indirilir, ya da burun ucunun konumu değiştirilirse ne olacağını görebilirsiniz. Bu gördükleriniz ne kadar gerçekçi olur, ben bu resimleri ne kadar yapabilirim söylemem zor. Soran hastalarıma bu resmin tamamen aynısını yapmam tesadüfen bile imkansız diyorum, çünkü o kadar çok ayrıntı var ki çizilen resim neredeyse parmak izi kadar kendine has bir burun olacaktır. Ama “bu resme bakın ve gözlerinizi kapatıp aklınızda kalan burnu düşünün, bunu yapmam çok çok olasıdır” diyorum.

Ne kadar küçültülecek?

Planlamada karar verirken en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de burnun küçültülmeye ne kadar uygun olduğudur. Bir cerrah ameliyatta burnu oluşturan kemik ve kıkırdaklara şekil verebilir ama burnun çok büyük bir kısmını oluşturan burun derisine hemen hiçbir müdahale yapamaz. Dolayısı ile bu ameliyatta kemik ve kıkırdaklara şekil verildikten sonra burun derisinin bu yeni şekle tamamen uyum sağlayacağı, bu yeni iskeleti en güzel şekilde örteceği, hiçbir noktada pot yapmayacağı düşünülür. Tabii genellikle böyle olmaz ve burun cildinin adaptasyon sınırı aşıldığı zaman ortaya ameliyatta verilenden çok farklı bir şekil çıkar. Siz şimdi haklı olarak burun cildi burun ile beraber küçülmezse olabilecek en büyük sorunun burnun biraz daha büyük gözükmesi gibi kabul edilebilir bir ayrıntı olacağını düşünüyorsunuz. Halbuki burun cildi kendi içerisinde farklı kalınlıkları ve esneme kabiliyeti olan, asla homojen olmayan ve gayet inatçı, sert, asi ruhlu bir yapıya sahiptir. Eğer adapte olmayacaksa bunu her noktada eşit olarak yapmaz, ve özellikle burun ucunda ciddi bir şişlik yaratır. Bu yüzden bu cilt örtüsüne saygı duymak, onu yapmak istemeyeceği, yapmayı beceremeyeceği şeylere zorlamamak gerekir.

Özelikle kalın olan burun ciltlerini küçültmek çok zordur. Ama bir burun illa küçültülerek şekillendirilecek diye de bir kural bulunmamaktadır ve bir burun çok küçük müdahaleler yapılarak, sadece belli noktaları küçültülüp, bir çok yeri tam tersine doldurularak ta güzelleştirilebilinir.

Burnun gözümüzle görüp algıladığımız boyutu burnun şekli ile yakından alakalı bir göz aldanmasıdır, ve bir burun büyütülerek de küçültülebilinir.

Özetle her burun küçültülemez. Ama her burun güzelleştirilebilir.

“Burun ucu”: Ben ameliyatlarımı “doğru burun ucu noktasını yakalamak ve her şeyi buna uydurmak” olarak özetleyebilirim. Kutsal noktanın yerleştirilmesi ile zaten her şey yoluna giriyor benim için. Bu noktayı doğru yere koyabilmek için ameliyatta ölçümler yapıyorum, defalarca 1 mm. lik farkları deniyorum ve emin oluyorum. Sadece 1 mm her şeyi değiştirebiliyor. Genellikle bir iki çok ince dikiş bu noktayı yerinde tutuyor, burun ucu inceliyor, burun kanatları güçleniyor ve çökmeyecekleri ama estetik olarak ta ideale en yakın gözükecekleri duruşlarını alıyorlar. Ameliyatı gerisi yine çok özen gerektiriyor ama bu safha kadar hiçbir şey “olmazsa olmaz” değil.

“Hump”: Yabancı dilde bir şeyler araya sıkıştırmaktan nefret ediyorum ama burun sırtındaki kemik çıkıntı bizim meslekte hepimizin diline “hump” olarak dolandı, İngilizce kambur, deve hörgücü gibi anlamları var, ve hump demek galiba daha nazik oluyor. Türkiye’de ki hastalarımın çok büyük kısmında bir hump var. Bunu almak genellikle gerekli oluyor ama ne kadar alınacak, nereye kadar alınacak çok değişik şekillerde planlanabilir.

Hump genellikle bu ameliyatın en önemli sorunu olarak algılanır ama bence değildir. Hump almak genellikle 40-50 saniye sürer, nasıl yaparsanız yapın teknik olarak kolay bir işlemdir. Hump yüksekliğini her zaman tamamen almak ta gerekmez. Hala ayna karşısındaysanız hafif yan dönerek burnunuza bakın, ya da hump ı olan birisinin yanına oturup bir elinizle burnunun gözleri ile birleştiği noktada cildini arkadan biraz yükseltin. Bunu yapınca hump’ın yok olduğunu görüyor olmalısınız. Söylemek istediğim hump almak yerine bu noktayı yükseltmek te çok etkili bir yöntem olabilir ve çok daha doğal bir sonuç verebilir.

Hump’ı çok almanın en büyük sakıncası oluşturulan bu yeni burun sırtı seviyesinin artık bütün burun yapıları ve özellikle de burun ucu için kesin bir seviye olacağıdır. Yani hump ne kadar çok alınırsa ameliyat o kadar büyür, burun o kadar çok kurcalanmak zorunda kalınır, o kadar çok değişiklik yapılması gerekir, doğallıktan o kadar uzaklaşılır ve sorun yaşama riski o kadar artar.

Estetik olarak ta hump’ın çok ya da az alınması arasındaki fark çıplak gözle günlük hayatta ayırt edilemeyen bir ayrıntıdan ibarettir.

Burun genişliği: Burnun tabanının genişliği genellikle bir illüzyondur. Bir çok sefer burun tabanı ameliyattan önce normal hatta ince gözükürken ameliyatta hump alındığı anda çok geniş bir burun tabanı olduğuna karar verilebilir. Halbuki taban aynı tabandır ve bir mikron bile genişlememiştir. Burun tabanı eğer gerekli ise daraltılabilir, zor değildir, çok kolay da değildir ama gayet etkili bir şekilde daraltılması teknik olarak mümkündür.

Bunu yapmanın teknik olarak bir çok yolu var, ama yapılan işlem her zaman burun kemiklerinin en altta, yani tabanda yüz kemikleri ile birleştiği 3-4 cm. lik hattı kesmektir. Burada çok ayrıntısına girmek istemediğim “kırdım-kırmadım” çekişmeleri ameliyatın bu safhası üzerine dönüyor. Bunu isterseniz 2 mm. lik bir keskinin ucuyla ve arkasına çekiçle vurarak yapın, isterseniz saniyede bilmem kaç bin devir dönen bir matkapla, ya da el testeresi ile ve hatta ultra-mikro uzay teknolojisi ile yapın, sonuçta bu kemiği doğru yerden, doğru şekilde ve tam kalınlıklı olarak kesmek zorundasınız.

Nefes sorunları: Bu da önemli bir konu. Nefes şikayetleri iki sebepten olabilir, birincisi burnunuzun içi tıkalıdır, örneğin burnunuzun orta hattını oluşturan “septum” denilen kıkırdak eğri durmaktadır ve bir tafafı tıkamaktadır, ya da burun ucunuzun burun sırtınız ile birleştiği yerde, hava akımının doğal bir türbülans yaptığı geçiş noktasında gözle görülmeyen ama derin nefes aldığınızda ortaya çıkan bir geçiş sorunu vardır. Son söylediğim biraz karışık oldu, farkındayım ama daha basit anlatmam da zor. Bu tıkanıklığın nasıl bir şey olduğunu anlamak için şöyle bir test yapabilirsiniz; yine aynanın karşısına geçin,  bütün gücünüzle çok derin bir nefes alın. Muhtemelen burun kanatlarınız içeri çökerek nefes almanızı zorlaştırdı, hava akımı burun kanatlarınızı neredeyse birbirine yapıştırdı. Bu olması gerekendi, ama bu çökme ve tıkanmanın en basit nefes sırasında olduğunu düşünün, işte bu ciddi bir problem demektir. Nefes tıkanıklığı olan hastalarımın bir çoğunda gizli olarak bu sorunun da olduğunu, hatta bazı hastalarımın, burun içlerinde sanki bir çok tıkanıklık varmış gibi gözükmesine rağmen aslında hava yollarının gayet açık olduğunu, ama asıl sorunun bu çökme, hava yolundaki bu zayıflık olduğunu gördüm.

Garip olan da estetik olarak iyi olan hiçbir burunda bu çökme sorununun görülmediğidir. Hatta güzel burunlar nereyse daima çok iyi nefes alırlar ve bu en çok bu hava yolu geçiş mekanizmasının çok iyi çalışmasına bağlıdır.

Bir cerrah için teknik olarak kolay olan burun içindeki eğrilikleri, fazlalıkları düzeltip hava yolunu açmaktır. Halbuki burun tıkanıklığı her zaman gözle görülen, gerçek bir tıkanıklık değildir ve bir çok hasta hava yolları gayet açık olmasına rağmen nefes sorunları yaşar. Yaşar, çünkü burun kanatları her nefeste çökmekte ve hava yolunu tıkamaktadır. Bir cerrah için asıl zor olan da bu çöküklüğü görebilmek ve düzeltebilmektir.

Özetle güzel bir burun genellikle iyi nefes alır, iyi nefes alan bir burun da genellikle güzel gözükür. .

Ameliyat öncesi-sonrası:

Bu sizin açınızdan çok zor bir ameliyat değil. Bir çok hastam aynı gün taburcu olup ertesi akşam sokağa çıkıyor.

Uyumanız yani bayılmanız şart, lokal anestezi teorik olarak mümkün ama bence uygun değil. Genellikle benim işim 2 saat civarında sürüyor. Arada kapalı teknik de kullanıyorum ama büyük oranda hala açık ameliyat yapmayı tercih ediyorum.

Arada ne fark var derseniz sizin açınızdan hiçbir fark yok diyebilirim. Bazı hastalarım ameliyattan sonra “benim ki açık mıydı, kapalımıydı” diye soruyorlar. Açık ameliyatta fazladan yapılan tek kesi burun delikleri arasındaki orta hattı oluşturan ciltte kalıyor. Bu kesi hattı aradan birkaç ay geçince neredeyse yok oluyor, 1 sene sonra tam nereyi kesmişim ben bile bulamıyorum. Yani bu çok ciddiye almanıza gerek olmayan bir ayrıntı.

Tampon neredeyse hiç kullanmıyorum, burun içerisine bazen silikon destekler koyduğum oluyor ama bunlar da nefes almanıza engel değil.

Alçı olarak sadece burnun üst kısmını örten erinde saydam – beyaz renkli plastik bir atel kullanıyorum. Bununla yıkanabiliyorsunuz, ve ameliyatın ertesi sabahı yıkanmak serbest.

Bu ağrılı denebilecek bir ameliyat ta değil. Alacağınız birkaç basit ağrı kesici ilk gün yeterli olacaktır.

Şişlikler için de çok iyi şeyler söyleyebilirim, ilk akşam genellikle hiçbir şişlik olmuyor ama ertesi sabah gözlerin hemen içlerinde hafif bir kabartı, bazen de hafif bir morluk olabiliyor. Bu hem ameliyatta ne yaptığıma, hem de biraz sizin kanama özelliklerinize bağlı. Eğer her çarptığınızda bacaklarınız kollarınız morarıyorsa bu ameliyatta da nispeten moraracaksınız demektir. Yine de bir felaket beklemeyin, en geç 2-3 gün sonra sinemaya gidebilirsiniz. İlk hafta başınız dik yatmanız gerekiyor, yoksa şişlikleriniz artabilir. Buz koymak ta iyi oluyor ama ilk günden sonra çok anlamı yok.

Alçıyı 5-7 gün arasında alıyorum, bu da ağrılı bir işlem değil, alçı basit bir flasterle buruna tutunuyor ve biraz zorlarsanız kendiniz bile çıkarabilirsiniz. Alçınız çıktıktan sonra ilk kontrol birinci ayda, daha sonra 3, 6 ve 12inci aylarda sizi görmek isteyeceğim. Şart mı derseniz değil, itiraf edeyim daha çok kendi merakım için görmek istiyorum.

Riskler:

Her ameliyatta olabilecek felaket senaryolarını bir kenara bırakırsam, en büyük riskin burun sırtında  birkaç mm. lik yükseklik ya da çöküklükler olabileceğini, bir diğer sorunun da burun ucu ile burun sırtı yüksekliklerinin birbirlerine  tam uygun olmaması olabileceğini söyleyebilirim. Bu benim son 2 senemde % 4-5 civarında yapmak zorunda kaldığım bir işlem oldu. Neden oluyor derseniz akla hayale gelmez bir çok sebepten olabileceğini ama  her ne sebepten olursa olsun genellikle 10-15 dakikalık bir müdahale ile düzeltilebileceğini söyleyebilirim. Genellikle bir çıkıntıyı törpülemek gibi 5 dakika süren bir işlem, nadiren de burun içerisine birkaç mm. lik bir kıkırdak parçası eklemek gerekiyor. Bu tür bir işlemden sonra aynı akşam normal hayatınıza dönebilirsiniz.

Eskiden bu tür sorunlar üzerinde çok daha fazla durur, olabilecek her sorunu hastalarıma anlatmaya çalışırdım. İnanın zaman içerisinde bir rötuş yapılmasının uzun dönemde hiçbir önemi olmadığını, bütün bu ameliyat sürecinde tek önemli olanın hastamın ve benim her şey bittiği zaman sonuçtan memnun kalmamız olduğunu anladım. Şöyle düşünün, ben size bir burun yapacağım siz bu burnunuzla bütün bir ömür geçirecek, belki torunlarınızın torunlarını kucağınıza alacaksınız. Bu gerçekten önemli, bir insanın hayatında her zaman etkisi olacak özel bir işlem. Gerçekçi olmak, her işte belli risklerin olduğunu bilmek, bunları kabullenmek ve böyle bir tatsızlıkla karşılaşınca da gereğini yapmak inanın en doğrusu.

Son bir not: Yıllar önce http://www.teomandogan.com/burun_estetigi.htm sitesinde ayrıntlı olarak ameliyatı nasıl yaptığımı, neler bekleyebileceğinizi yazmıştım. Temel şeyler hiç değişmedi, dilerseniz oradan da bilgi alabilirsiniz.